Haberler/News

Van YYÜ’de 8 akademisyen ifade verdi: İmzalarımızı kesinlikle geri çekmeyeceğiz

Tarih: 
08/02/2016

Van YYÜ’de 8 akademisyen ifade verdi: İmzalarımızı kesinlikle geri çekmeyeceğiz

Beyar ÖZALP

ANKARA

“Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesin den 8 akademisyen Van TEM şube müdürlüğünden ifade verdi. Sabah saatlerinden itibaren Tem şube müdürlüğünde ifadeleri alınan akademisyenler işlemlerden sonra savcılığa sevk edilmeden serbest bırakıldı.

AÜ'deki profesörlerden soruşturma açılan 121 akademisyene destek

Tarih: 
06/02/2016

www.evrensel.net'ten alınmıştır.

Burcu YILMAZ

Tamer Arda ERŞİN
Ankara

Ankara Üniversitesi (AÜ) Rektörlüğünün barış bildirisine imza atan 121 akademisyene soruşturma açmasına A.Ü’de görevli profesörlerden tepki geldi. Metne imza atan meslektaşlarının yanında olduklarını dile getiren akademisyenler, merkezi üniversitelerin ve tüm akademisyenlerin baskı ve soruşturma dalgasına karşı açık tavır alması gerektiğini söyledi.

Dicle Üniversitesi'nin Soruşturma Açtığı İki Akademisyen Anlatıyor

Tarih: 
06/02/2016

Dicle Üniversitesi'nin Soruşturma Açtığı İki Akademisyen Anlatıyor

Barış bildirisini imzaladıkları için haklarında soruşturma açılan Dicle Üniversitesi Ar. Gör. Yasin Bedir ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Oğuz Sinemillioğlu’na metnin Diyarbakır’daki önemini, yaşananlara yorumlarını sorduk.

Beyza Kuralİstanbul - BİA Haber Merkezi

Turkey’s academics pay heavy price for resisting Erdoğan’s militarised politics,

Yazar / Referans: 
Celal Cahit Ağar, Steffen Böhm
Tarih: 
05/02/2016

Exeter Üniversitesinden Dr. Celal Cahit Ağar ve Profesör Steffen Böhm'ün The Conversation için kaleme aldıkları yazı, "Bu Suça Ortak Olmayacağız" bildirisine ve bildiri etrafında örülen dayanışmaya değiniyor.

The Conversation'dan (https://theconversation.com/) alınmıştır. 

Küme düşen demokraside akademisyen olmak

Yazar / Referans: 
Mehmet Efe Çaman, Zaman
Tarih: 
26/01/2016

 

Küme düşen demokraside akademisyen olmak

 

Barış İçin Akademisyenler adı altında düşünce ve ifade özgürlüklerine ilişkin haklarını kullanmak isteyen ve bir imza kampanyası başlatan akademisyenler, Türkiye'de artık maalesef sadece kâğıt üzerinde var olan, fiilen bütünüyle ortadan kalkmış bulunan demokratik haklarına başvurarak bir inisiyatif başlattılar.

Üç’ler, Beş’ler, Yedi’ler… 1402’likler, 1128’ler...

Yazar / Referans: 
Ahmet Bülent Özer, www.evrensel.net
Tarih: 
26/01/2016

Ahmet Bülent Özer 
AÜ SBF Siyaset Bilimi ve Kamu
Yönetimi Doktora öğrencisi 

 “Joseph K, otuz yaşında bir gençti. Sabahın erken saatinde henüz, yataktayken kapısı çalındı. Gelen iki kişi onu tutuklayacaklarını söyledi. Joseph K.’yi tutuklamaya gelenler Joseph K’nin ne suç işlediğini ve kanunun hangi maddesine göre tutuklanacağını ve yargılanacağını bilmiyorlardı.

Devlet’in “Parasını Yemek” ve Kamu Yararı

Yazar / Referans: 
Umut Kocagöz, BİA Haber Merkezi
Tarih: 
23/01/2016

 

Akademisyen, aydın rolünün kendisine bahşettiği pozisyonu bırakarak “ekmek davası”nın imlediği kavgaya tutuşmalı, bunu da devletten hak olarak kazanmalıdır. Fikir ve ifade özgürlüğünün ekmek kavgasının bir meselesi haline gelmesi ancak bu kadar berrak bir biçimde ifade edilebilirdi.

 

Bir anlatı

3,5 günde hayatımın akışı değişti

Yazar / Referans: 
Latife Akyüz, BBC Türkçe
Tarih: 
23/01/2016

'Barış İçin Akademisyenler' inisiyatifi tarafından yayımlanan “Suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiride imzası bulunduğu için görevden uzaklaştırılan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan Yard. Doç. Dr. Latife Akyüz yaşadıklarını BBC Türkçe için kaleme aldı.

Yaklaşık 2 yıldır Düzce Üniversitesi’nde görev yapıyorum. Geçen yıl misafir öğretim görevlisi olarak Belçika’ya gittim ve orada yaşayan Türkiye’den göç etmiş kadınlarla görüşmeler yaptım. Eylül ayında geri dönüp bölümümde çalışmaya devam ettim.

Benim adıma suç işlemeyin, Zafer Yörük ile Röportaj

Yazar / Referans: 
Berat GÜNÇIKAN, Özgür Gündem
Tarih: 
22/01/2016

İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Zafer Yörük devletin şiddetine son vererek kalıcı barış için çözüm yollarının kurulmasını isteyen, bunu da bir bildiriyle kamuoyuna açıklayan 1128 akademisyenden biri. Başta Erdoğan, iktidarın ortakları metne öylesine akıl almaz ve tahammül taşıran yanıtlar verdi ki bu sayı çığ gibi büyüdü, başka meslek alanlarına da sıçradı. Daha da büyüyeceğe benzeyen bu destekle bir kez daha umutlanan siyaset bilimci Yörük’le akademiyi, iktidarı, savaşı ve barışın zorunluluğunu konuştuk

Zor zamanlarda düşünce, imza ve/ya yazı

Yazar / Referans: 
Ayşe Kadıoğlu
Tarih: 
20/01/2016

Basitlik, faşist estetiğin en önemli özelliğidir. Faşizm, basit olanın, ne olduğu kesin olarak belli olanın, tartışmasız doğruların yüceltildiği bir rejimdir…Oysa akademinin varolma nedeni bizatihi basitliğe karşı verilen bir mücadeledir. Akademi, düşüncenin katmanlarını aralarken insanları da özneleştirir, özgürleştirir.

Barış İstiyoruz

Yazar / Referans: 
Hülya Kirmanoğlu, BİA Haber Merkezi
Tarih: 
17/01/2016

Devlet hukuk dışına çıkarsa meşruiyeti kaybolur ve bu kaybın açacağı yaralar karşısında devleti yönetenleri uyarmak sadece aydınların ve akademiklerin değil, bütün vicdanlı vatandaşların görevidir.

Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Kürt vatandaşlardan bir bölümü bir yandan onyıllardır mücadele ettikleri eşit vatandaşlık haklarını yasal siyasal yollardan elde edemedikleri için içlerinden çıkan terör örgütünün baskısı altındayken, diğer yandan bölgenin belirli noktalarına çok acımasızca müdahale eden devletin şiddetine maruz kalıyorlar.

Türkiye Nasıl Türkiyelileşir?

Yazar / Referans: 
Bülent Küçük
Tarih: 
29/08/2013

Kürt hareketinin diğer toplumsal kimliklere kapılarını açarak Türkiyelileşmesi gerektiği konusu çokça -çoğu zaman insafsızca- dile getirildi. Demokratik bir zeminde birlikte yaşamın ancak Kürtlerin eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin diğer toplumsal alanlarda verilen mücadelelerle ortaklaşması durumumda mümkün olacağının altı çizildi. Bu eleştirilerin haklılık payları vardı kuşkusuz, fakat sorulması gereken asıl soru şu: Türkler Türkiyelileşmeden Kürtlerin Türkiyelileşmesi ne kadar mümkün?

Barış Süreci ve Toplumsal Cinsiyet

Yazar / Referans: 
Nazan Üstündağ
Tarih: 
25/04/2013

Türkiye’nin de imzacısı olduğu 1325 nolu Birleşmiş Milletler Kararı barışın inşasının müzakereler de dahil her aşamasında kadınların eşit temsil edilmesinin sağlanması gerektiğini belirtir. Çünkü

-Kadınlar nüfusun %50’sini oluşturur. Barış süreçleri toplumun yeniden inşa edildiği ve yeni toplumsal sözleşmelerin ortaya çıktığı dönemlerdir. Bu dönemlerde kurulan yapıların tamamında kadınlar eşit temsil edilmezse kadınlar bu sözleşmeye katkı sunmamış, rıza vermemiş olur.

Pages